Özelge

Anlaşmazlık nedeniyle kira bedeli eksik öndenen kiralama işlemine ait, kayıtlara alınmayan (iade edilen) faturanın kayıtlara alınma zorunluluğu, Ba bildirimine dahil edililip edilmeyceği hk.

  • 10/01/2020

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

27575268-105[Mük.257-2016-226]-14881

10.01.2020

Konu

:

Kira bedelinin anlaşmazlık nedeniyle eksik ödenmesi ve faturasının kayıtlara alınmayıp iade edilmesinin vergi kanunları karşısındaki durumu hk.

 

  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, … yetkili servisi olarak otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğinizi, 1/6/2014 tarihinde bedeli 15.000 TL + KDV olarak belirlenen bir iş yeri kiraladığınızı, iş yerinin bağlı bulunduğu belediyeye gittiğinizde fazla metrekare inşası nedeniyle iş yeri açma ve çalışma ruhsatını alamadığınızı, söz konusu sıkıntının giderilmesinin mülk sahipleri tarafından çözüme kavuşturulmadığını, bu sorun nedeniyle ana faaliyet dallarınızı tam anlamıyla yürütemediğinizden bahisle kira ödememeye başladığınızı, kira ödenmemesi nedeniyle mülk sahipleri tarafından tahliye davası açılması üzerine tarafınızca karşı dava olarak ayıplı malın kiraya verilmesine ilişkin olarak dava açtığınızı, vergi mükellefi olan mülk sahipleri tarafından her ay düzenli olarak 15.000 TL + KDV olarak düzenlenen faturanın tarafınıza tebliğ edilmesine karşılık aldığınız faturaları iadeli taahhütlü olarak itiraz süresinde iade ettiğinizi ve kira bedeli olarak 7.500 TL + KDV olarak ödeme yaptığınızı fakat bu tutara ilişkin mülk sahiplerinin fatura düzenlemediğini belirterek;

- İade ederek kayıtlarınıza almadığınız 15.000+KDV bedelli faturayı mülk sahiplerinin BA-BS formunda beyan etmeleri sebebiyle BA-BS yönünden cezai durumla karşılaşmamak için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ve söz konusu faturayı kayıtlarınıza intikal ettirmemeniz sebebiyle cari hesap bakiyelerinizde oluşan uyumsuzluğun nasıl giderileceği,

- 7.500+KDV olarak ödediğiniz kira bedelinin gider yazılıp yazılmayacağı, BA-BS formunda bu ödemenin bildirip bildirilmeyeceği, bildirilmeyecekse hangi tutar üzerinden beyan edilmesi gerektiği,

hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup, safi kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesindeki giderler, hasılattan indirim konusu yapılmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti" başlıklı 38 inci maddesinde ise; Bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi resim ve harçların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir.

Yine aynı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmış olup, bu kapsamda indirilebilecek giderler, işletme ile ilgili olan ve kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan giderlerdir.

Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ve "dönemsellik ilkesi" olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi gereğince işletmenin sürekli kabul edilen ömrü belli dönemlere bölünür ve her dönemin faaliyet sonuçları diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanır. Gelir ve giderler tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilerek hasılat, gelir ve karlar aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılır.

Tahakkuk, gelir ve giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesini ifade eder. Tahakkuk esasında, geliri doğuran muamelelerin eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması, gelirin elde edilmiş sayılması için yeterlidir. Diğer bir ifade ile tahakkuk esasında vergilendirme yapılabilmesi için, alacak hakkının doğmuş olması gerekir. Gerek hasılat gerekse giderlerin hangi hesap dönemine ilişkin olduğunun tespiti açısından hasılatın tahsil edilip edilmediğinin, giderlerin ise ödenmiş olup olmadığının bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

Buna göre...


Yazının devamını okumak için lütfen abone olunuz.
Sistemimizi 30 Gün Ücretsiz Denemek İster misiniz?

Tüm özelliklerimizi 30 gün boyunca ücretsiz deneyerek sistemimizi test edebilirsiniz. Anında aktivasyon. Not: Bazı kısıtlamalar içerir.

Ücretsiz Dene
Hemen Satın Almak İster misiniz?

Tüm özellikleri seçtiğiniz paket doğrultusunda sınırsız olarak kullanabilirsiniz. Anında aktivasyon.

Hemen Satın Al